Nas ne demek? TDK’ya göre Nas ne anlama geliyor? Nas nedir?

Nasıl nedir? Nas ne demek? Nas ne anlama geliyor? Nas’ın anlamı ve detaylar haberimizde…

TDK’YA GÖRE NAS NE ÇAĞRIDA BULUNMAK?

Türk Dil Kurumu’na göre nas kelimesi “Açıklık, açık ve muhakkak adalet.” ve “Dogma.” anlamlarına gelmektedir.

Nas ne demek? TDK'ya göre Nas ne anlama geliyor? Nas nedir?

Tdk nas 1. anlamı : Tarafsızlık, açık ve muhakkak yargı.

TDK nas 2. anlamı (felsefe) : Dogma.

NAS NEDİR?

Sözlükte “sözü sahibine dek götürmek, bir şeyi açığa çıkarıp daha görünür ayla getirmek için yukarı kaldırmak, bir şeyin son sınırına gelmek” gibi anlamlara gelen nas kelimesi İslâm ilimlerinde yaygın olarak iki anlamda terimleşmiştir. Bunlardan birincil akla geleni genel kullanımıdır ama Allah’ın ve Hz. Peygamber’in sözünü ifade eder. İkincisi fıkıh usulünde açık sözlülük bakımından yapılan lafız ayırımında kullanılan anlamıdır.

1. Allah’ın ve Peygamber’in Sözü Anlamında Nas. İslâm ilimlerinde nas (çoğulu nusûs) denilince genellikle Kur’an ve Sünnet’in lafızları kastedilir. Kaynaklar sıralamasıyla ilgili anlatımlarda Kitap ve Sünnet yerine özetle “nusûs” dendiği de olur. Nassın bu anlamdaki kullanımında âm-has, mutlak-mukayyet olması veya delâletinin zannîliği-kat’îliği gibi hususlar söz konusu edilmeksizin dildeki bütün özellikleriyle lafız kastedilir. Günümüze ulaşan erken dönem fıkıh literatürü içinde Muhammed b. Hasan benzeyen-Şeybânî’nin eserlerinde de rastlanan bu kelimenin Şâfiî’nin eserlerinde sıkça geçtiği, hatta sonradan bariz ülkü gelecek teknik mânadaki nassı çağrıştıran kullanımlarının bulunduğu görülür (er-Risâle, s. 91, 106).

Bu anlamıyla nas vahyin metinsel verisi olduğundan teşrîin ve dinî bilginin temelini oluşturur; karşıtı genellikle “ictihad”dır. İctihad, istidlâl ve kıyas gibi kavramlarla karşıt olarak zikredildiğinde nas Allah ve Peygamber’in sözünü, bu kavramlar da nasların fikir aracılığıyla açılımını anlatır. Mecelle’de, “Mevrid-i nasta ictihada mesağ yoktur” (md. 14) biçiminde ifadesini bulan genel kavrama da aklın nas karşısındaki pozisyonunu ve ictihadın alanını belirler. Nassın bulunduğu konularda ictihadın câiz olmayışı, nasların tamamen ictihada kapalı olduğu yok nassın düzenlediği hususun nassa tutarsız olacak bir şekilde alternatif bir düzenlemeye tâbi tutulmasının olası olmadığı anlamına gelir. Nitekim anında bütün ictihadlar nas üzerinden yürütülür ve naslarla bağlantılıdır. Sünnî siyaset teorisinde imamın/ halifenin seçimi nasla olmayıp ümmetin ictihadına bırakılmış bir mesele iken İsnâaşerî ve İsmâilî Şiî anlayışlarında imam nasla ödev edilir. Bu bağlamda nas terimi, Hz. Peygamber’in imam olacak kişiyi açık açık belirtmesini ve ondan sonraki imamların da kendilerinden sonrakini tayin etmesini ifade etmektedir.

2. Lafız Ayırımındaki Anlamıyla Nas. Hanefî usulcülerinin açık sözlülük bakımından yaptıkları “zâhir, nas, müfesser ve muhkem” şeklindeki ayırım içinde nas terimi, mânasına açık bir şekilde delâlet eden ve kendisinden çıkarılan hüküm sözün belli başlı sevk sebebini teşkil eden, bununla beraber te’vil, görev ve -vahiy süresi içinde- neshe kapalı bulunmayan lafzı açıklama eder. Bu tasnifte nas açıklık yönünden müfesser ve muhkemden daha sonra, zâhirden önce gelir. İlk dönem Hanefî usulcülerinin tariflerindeki iki taraflı noktayı şöyle tanımlamak mümkündür: Nas, sözün bağlamından anlaşılan bir karîne yardımıyla zâhire nisbetle daha artı açık sözlülük taşır ve bu durum lafzın sîgasından yok bizzat konuşandan kaynaklanır. Bunu açıklamak üzere Hanefî yöntem kitaplarında yaygın olarak bahşedilen bir misal Bakara sûresinin 275. âyetinde geçen, “Allah alım satımı helâl, ribâyı haram kıldı” ifadesidir. Bu sözden alım satımın helâlliği ve faizin haramlığı açık biçimde anlaşılmaktadır, yani yöntem terimiyle zâhirdir. Ama söz bu anlamı anlatmak üzere sevkedilmiş değildir, çünkü bu hükümler daha önceki âyetlerle bildirilmiştir. Sözün belli başlı sevk amacı, inkârcıların alım satımın da ribâ gibi sayıldığı iddiasını reddetmek ve bunların öbür şeyler olduğunu vurgulamaktır. Şu halde açıklama alım satımla ribânın aynı şeyler olmadığı hususunda nastır. V. (XI.) yüzyılın sonlarına dek zâhirin tanımında sözün sevk sebebi olmama şartı aranmazken bir takım müteahhirîn Hanefî usulcüleri nas ve zâhiri farklılaştırmak için bu şartı koşmaya başlamıştır (diğer bazı meselelerle birlikte bu konudaki tartışmalar için bk. M. Edîb Sâlih, I, 147-164).

Nassın hükmü te’vil, atama ya da neshi hakkında kanıt bulunmadıkça uyarınca amel etmektir. Bu yönüyle zâhir gibi olmakla birlikte açık sözlülük düzeyi bakımından ondan daha üstün olduğu için teâruz halinde nassın anlamına öncelik verilir. Meselâ çocuğun emzirilme süresiyle ilgili âyetlerden birinde, “Anneler çocuklarını bütün iki yıl emzirir” (el-Bakara 2/233), diğerinde, “Çocuğun karında taşınması ve sütten kesilmesi otuz aydır” (el-Ahkaf 46/15) denmiştir. Birinci âyet, doğrudan ve özellikle emzirme süresini demeç için geldiğinden o konuda nastır. İkinci âyet ise emzirme süresi konusunda nas yok zâhirdir. Çünkü âyetin başlıca sevkediliş amacı annenin çocuk üzerindeki hakkını bildirmektir.

Mütekellimîn metoduna kadar yazılmış yöntem eserlerinde ise açık lafızlar çoğunlukla zâhir ve nas şeklinde ikiye ayrılır; te’vile açık olmayanlar nas (ya da mübeyyen), açık olanlar zâhir diye isimlendirilir (Gazzâlî, I, 345, 384). Buna göre cumhurun terminolojisinde zâhir Hanefîler’deki zâhir ve nassa, nas da Hanefîler’deki müfessere tekabül etmektedir. Bilhassa Fahreddin er-Râzî’den itibaren bir kısım usulcü tarafından muhkemin nas ve zâhiri kapsayan bir terim olarak kullanıldığı dikkate alındığında cumhurun müteahhirînine göre muhkemin Hanefîler’deki zâhir, nas ve müfesseri içine bölge geniş kapsamlı bir terim olduğu söylenebilir.

Öte yandan Gazzâlî nas kavramının âlimler arasındaki üç ayrı kullanımını şöyle açıklar: 1. Zâhir lafız anlamında. Zâhirin nas olarak adlandırılması Şâfiî’nin kullanımı olup kelimenin sözlük anlamına uygundur. Buna kadar nassın tanımı zâhirin tanımı gibi olup “kendisinden, kesin olmaksızın zannı galiple bir mâna anlaşılan lafız” demektir. 2. Uzakta yakından başka ihtimale açık olmayan lafız anlamında. En yaygın ve en sürekli olanı budur. Meselâ “beş” lafzı böyledir; ne dörde ne altıya ne de başka bir sayıya ihtimali vardır. 3. Herhangi bir delilin desteklediği makbul bir ihtimalin söz konusu olmadığı lafız anlamında. Delilin desteklemediği olanak ise lafzı nas olmaktan çıkarmaz (a.g.e., I, 384-386; Karâfî’nin aynı gruplandırması için bk. Şer?u Ten?i?i’l-fu?ûl, s. 36).

Mütekellimîn metodunu benimseyen çoğu usulcü kadar nassa örnek olarak has lafızların (rakam isimleri, özel isimler, nesil ve tür isimleri) seçilmesi nas için özel sîga arama gayretinden kaynaklanır. Şâriin kastının bilinmesiyle ilgili olarak nas lafızda ilâve bir karîneye gereklilik olmaksızın dili bilmenin maksadı bilmeye yeterli olacağını, nas değil ihtimalli bir lafız laf konusuysa bazı hâricî karînelere ihtiyaç duyulacağını öne sürmelerinin sebebi de budur. Hanefîler ise nassı has lafıza indirgemenin yanlışlığına dikkat çekerek nassın özel bir sîgası olmadığını, lafzın nas olmasının sözü söyleyenin kastına yan olduğunu, bu yüzden has lafızlar gibi âm lafızların da nas haline gelebileceğini kabul etmişlerdir.

Haberler.com – Gündem

Haberi Kaydet

Yorum yapın

Rakı Fiyatları Geçici Mail yks pdf indir antrenmanlarla matematik 1 pdf serway fizik 1 pdf ales çıkmış sorular pdf ilahi sözleri 1984 pdf türkçe pdf numara sorgulama minecraft premium satın al instagram takipçi satın al ilahi sözleri youtube mp3 çevir apk indir film izle resim yükle Selçuk Sport Apk İndir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper