Eski çalışanın söyledikleri, Facebook’un çöküşünden çok daha önemli

author

ÜMİT ALAN

[email protected]

2021.10.10 09:07

İki hafta önce bu köşede The Wall Street Journal’ın Facebook içinden sızan belgeli tahlilci gazetecilik dosyasını nasıl okumamız gerektiğine dair yorumlarımı paylaşmıştım. İlerleyen günlerde tüm dünyada gözlerin Facebook’a döndüğü acayip gelişmeler de oldu. Birincisi; bu belgelerle ilintisiz bir şekilde Facebook 6 saate yakın süren bir çöküntü yaşadı; Instagram ve Whatsapp’ın da dahil olduğu tüm Facebook şirketlerinin hizmetlerinde kesinti oldu. Bir gün öncesinde The Wall Street Journal dosyasının da başlıca kaynağı olan ve ilk olarak ismi gizlenen Frances Haugen, CBS News’in 60 Minutes isimli programına katılarak kimliğini açık etti. Hemen ardındaki Haugen yeniden geçen hafta içinde, Senato önünde de açıklama verdi. Haugen, Türkçeye ‘Doğruluktan Sorumluluk Sahibi’ olarak çevirebileceğimiz bir birimde ürün yöneticisi olarak çalışmıştı. Yani Haugen’i şirketten ayrıldığı için intikam adına böyle konuşuyor diye basitçe özetleyemeyiz. Çünkü şirketteyken de işi, zaten bahsettiği sorunları işaret etmek ve düzeltmeye zorlamakla ilgiliydi.

Bu haftaki Köşe Vuruşu’nda keza Haugen’ın kimliğini açık ettikten daha sonra söyledikleri üstüne düşünmek hem de iki hafta önceki yazıda giremediğim bazı detaylara girmek istiyorum.

HAUGEN SENATODA NE DEDİ?

Frances Haugen, senatodaki konuşmasına, niçin orada olduğunu açıklamakla başladı: “Bugün buradayım çünkü Facebook ürünlerinin çocuklara hasar verdiğine, kutuplaşmayı körüklediğine ve demokrasimizi zayıflattığına inanıyorum.” Net bir özetti. Devamında ise “Daha tehlikesiz, daha tavır özgürlüğüne saygılı, daha eğlenceli bir sosyal medya mümkün. Facebook’un değişebileceğine inanıyorum lakin bunu kendi başına yapamayacağı açık.” demişti fakat, bu kısmına katılmakta birazcık zorlanıyorum. Evet söylediği gibi bir sosyal medya olası olabilir belki lakin bana kalırsa bunu Facebook gibi tröst oluşturacak şekilde yapılanan şirketlerin yapabileceğine inanmıyorum. Nedenlerini iki hafta önceki “Son sızan Facebook dosyalarını nasıl okumalıyız?” başlıklı yazıda ifade etmiştim. Konunun bu kısmına katılmamam, Haugen’in Facebook işleyişiyle ilgili diğer söylediklerinin önemini katiyen azaltmaz muhakkak. Mesela; Haugen algoritmik sıralamayı kaldırmanın tek başına sorunları çözeceğini de umuyor. Finalde tekrarlayacağım üzere buna da katılmıyorum.

HAUGEN’İN ESAS VURGUSU NEREYE?

Haugen’in ayrıca 60 Minutes programındaki keza de Senato’daki konuşmasının omurgasını, “algoritma” eleştirisi oluşturuyor. Konuya tanıdık olmayan olanlar için bunu, platformdaki her bir kullanıcının, kendisine özel önceliklendirilmiş bir akıntı (timeline) görmesi olarak açıklayabiliriz. Haugen, etkilişime ve katılıma dayalı algoritmaların bu sorunları daha da büyüttüğünün altını çiziyor ama, verdiği örnekler nefret verici: Instagram’da algoritma, gövde algısıyla ilgili sorunları olan gencin bu zaafını hissedip, aralıksız anoreksiya (bir beslenme bozukluğu has talığı) içeriğine maruz bırakabilir diyor mesela.

Dolayısıyla algoritma kullanmak, bu algoritmaların transparan olmaması ve bundan başka ahlak sınırlarının bile içten akıcı çizilememesi büyük bir sorun. Bu böylece büyük bir sorun oysa, yalnızca bireylerin psikolojisini bozmuyor, toplumu da etkiliyor. 2020 yılında tekrar The Wall Street Journal’ın yayınladığı bir haberde* bahsi geçen bir şirket içi sunum, aşırılık yanlısı Facebook gruplarına katılımın yüzde 64’ünün algoritmik teklif araçlarından kaynaklandığı ortaya çıkmıştı. Haugen’in 60 Minutes programında dillendirdiği yeni sözde; Facebook, geçen yıl ABD Başkanlık seçimlerinin ardından 6 Ocak’ta seçimi sonucunu tanımayarak yapılan Kongre Baskını öncesi, hatalı bilginin düzeltilmesiyle ilgili standartlarını gevşetmiş. Bu iddia da Facebook’tan gelecek savunmayla birlikte enine boyuna tartışılacaktır.

‘WHISTLEBLOWER’LAR NEYE FAYDA?

İngilizce’de ‘whistleblower’ diye bir kelime var. Üzerine artı düşünmezseniz ‘muhbir’ ya da ‘ispiyoncu’ diye çevirebilirsiniz. Türkçeye ‘data uçurucu’ diye çevirme denemeleri de olmuş. Oysa bu çevirilerin hiçbiri kelimenin tam karşılığı olamıyor. Çünkü ‘whistleblowing” işi muhbir kelimesinin Türkçede üstlendiği olumsuz anlamlardan azıcık daha farklı, daha olumlu bir anlama geliyor. Yani millet çıkarı ya da şirket içi denetimi ve işleyişi düzeltmek için yapılan ihbarları kapsıyor. Ekşi Sözlük’te ‘csexpert’ takma isimli bir yazan, “meşru ihbar” karşılığını önermiş ki bugüne değin duyduğum en rasyonel tanımı bu. İngilizce kullanan basın, Frances Haugen’i ‘whistleblower’ olarak tanımlıyor. Bizim bilmemiz gerekense Haugen’in ilk meşru ihbarcı olmadığı ve son da olmayacağı. Bu tarz ifşaatlar geldikçe konunun bütün tarafları aydınlanıyor. Tüm işaretler, sorunun tek tek şirketlerle ilgili olmadığını gösteriyor. Son haftalarda bu köşede sıkça altını çizdiğimiz üzere, sorun merkezileşme; yani internetin üç beş platforma indirgenmesi, o platformların doğaüstü güçlenmesi ve insanların internette sosyalleşmek için bu ağlara adeta zorunlu kalması.

*https://www.wsj.com/articles/facebook-knows-it-encourages-division-top-executives-nixed-solutions-11590507499

Yorum yapın

Rakı Fiyatları Geçici Mail yks pdf indir antrenmanlarla matematik 1 pdf serway fizik 1 pdf ales çıkmış sorular pdf ilahi sözleri 1984 pdf türkçe pdf numara sorgulama minecraft premium satın al instagram takipçi satın al ilahi sözleri youtube mp3 çevir apk indir film izle resim yükle Selçuk Sport Apk İndir instagram takipçi satın al tiktok takipçi satın al Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper Haber Eksper